büyük binalar

Bu büyük binaların her birisi bana yabancıydı. Hiçbirisini daha önce görmedim. Hele o lunapark. Ne büyük gürültüsü vardı. Babama beni oraya götürmesi için yalvardım. ?İşimiz var oğlum. Daha sonra geliriz? Yine başımı öne eğdim. Keşke biraz daha görebilseydim. Binmesem bile, yakından baksam yeterdi. Voovv, binmek ha! Bizim köydeki çocuklara bindiğimi desem hayatta inanmazlar. Babam beni şehre ilk defa getiriyordu. Onun birazcık işleri varmış şehirde. Beni de köyde yalnız bırakmamak için yanında getirdi. Bizden başka kimsemiz yoktu. Ben bunları düşünürken babam ?hadi dönelim kınalı kuzum. Artık bu şehirde işimiz bitti? dedi. Ben bir şey anlayamamıştım ki! Bari o dönme dolaba binseydim.Ama gidiyorduk işte. Kim bilir tekrar ne zaman gelecektim bu koca şehre. Gara yaklaşırken dükkanları seyrediyordum. Sıra sıra dizilmiş bir sürü dükkan. İki dükkan sonra bakkal sonra bir tane kasap sonra bir daha bakkal. Ne çok bakkal vardı bu şehirde.Benim tek bildiğim bizim köydeki Bakkal Abbas Amcaydı.Bir bakkal, sonra bir tane daha; iki,üç,dört. Ahaaa! Şurada yan yana iki tane daha var. Ne çok be. Üffff! Canım sıkılmıştı. Bütün arkadaşlar şehirden geldikten sonra ne gördüğünü birbirine sorardı. Şimdi bana soracaklar. Ne diyeceğim onlara.. Biletimizi almıştık. Bir saat sonra otobüsümüz kalkıyordu. Babam ?Hadi gel, yemek yiyelim.? İşte benim babam. Otogara gelirken köşedeki lokantadan bir köfte kokusu geliyordu ki. Uyyyy ağzım sulandı. Lokantayı da uzaktan seçebiliyordum. Yanında da küçük bir dükkan vardı. Herhal yine bakkaldır. Babam yolun karşı tarafına geçirdi. Lokantaya doğru koşuyordum. Ama o küçük dükkan hiç de bakkala benzemiyordu. Küçük bir vitrini vardı. Daha önce böyle bir şey görmemiştim. Bu şehir gibi. Bir sürü oyuncak vardı. Hepsi de çok güzeldi. Bir gariptiler. Bu dükkanda garipti aslında. Öteki dükkanlardan farklıydı. Vitrinin camında ışıklarla ?oyuncakçı? yazmışlardı. Babama istek dolu gözlerle baktım. Beni kırmadı.İstediğim şeyleri hep bu bakışımla elde ederdim.Zaten babam da bunu bilirdi. Ama dayanamazdı.Uyyy baba! Ne çok oyuncak var burada. Ben rüyamda bile böyle şeyler görmemiştim. Bu arabalar, bebekler. Hele şu koca ayı. ? Baba bizim Çingen Süleyman?ın ayısına ne yapmışlar bak? ?Oğlum o oyuncak, yünden falan yapmışlardır.? Vışşş! Ne büyük ayı, gerçek gibi. İşte şimdi köydeki bütün çocuklar kıskanacak. Yemin ederim, böyle yer görmemişlerdir. Ayıcığı geçtikten sonra çenem yere düşecek kadar açıldı. Dışardan ne garipti. Bizim camiyi aklıma getirdim. Aynı böyleydi. Cami dışardan küçük gözükür. Amma içine gir de gör. Ne büyük! Burası ondan da büyüktü. Ayrıca caminin içi gibi boş değildi. Her bir köşede oyuncak vardı. Tozlu raflar arasında zengin çocuklarını bekleyen bir sürü oyuncak. Raflardan birine bizim Alaman Vedat Amca?nın arabasını koymuşlardı. Ne kadar çok küçülmüştü öyle. Elime aldım. ? Bak sana ne göstereceğim? dedi yaşlı bir amca. Saçları bizim pamuk tarlaları gibiydi.Arabayı yerine koydum. Yaşlı amcayı takip ediyordum. Babam dükkanın kapısının yanına kurulu koltuklardan birine oturmuş bana bakıyordu.Yalvarır gözlerle buradan bir oyuncak istediğimi uzaktan anlatmıştım ona sessizce. ?Al bakalım küçük. Bu sana minik bir armağan? Yaşlı amcanın suratına bakakalmıştım. ?Utanma evladım, al.Bak biz babanla eski dostuz.eski dostlar birbirlerine bir şeyler verebilmelidir değil mi? Babana çok fazla hediye veremedim.Ama bunu alırsan beni mutlu edersin küçüğüm.? dedi. Şaşırmıştım.Babama baktım. Onun da şaşırmış gibi bir hali vardı.kafamı amcaya çevirdim. Yaşlı amca gözüme şimdi buradakiler gibi şirin bir oyuncak gibi gözüküyordu. Amcanın her iki tarafında uzanan oyuncak raflarından artık benimde bir oyuncağım olmuştu.Artık bu küçük oyuncakçı dükkanını unutmayacaktım. Tozlu ama ne kadar tozlu olursa olsun parlayan dükkanın her iki tarafındaki oyuncakları.Bu küçük sıcacık dükkanı. Hatta dükkanın köşesinde üst üste duran oyuncak kutularını. Herhalde buraya veda zamanımız gelmişti. Babam birden telaşlandı. Saatine baktı. Otobüsümüz kalkıyordu işte. ? Hadi baba, geç kalmayalım koş? diyordum ama kapının girişindeki atın tepesindeydim hala.Babam yaşlı amcayla bir şeyler konuşuyordu. Her zaman babamın konuşmaları ilgimi çekerdi. Ama şimdi bu at daha çekiciydi. ?İyiliğiniz için size minnettarım bey amca. Gerçekten oğluma böyle bir oyuncak almam imkansızdı. Her şey için teşekkürler.? ?Aaa! Hiç olur mu öyle şey? Dayanamam ben böyle yavrucaklara. Hem şimdi arkadaş da olduk sizinle! Hadi! Gidin artık. Otobüsünüzü kaçıracaksınız? Gitmek istemiyordum. Yaşlı amca dahil bütün oyuncaklar bile bana el sallıyorlardı sanki. Ben de onlara el salladım. Durmadan vitrine, raflara. Dükkanın her yerindeki oyuncaklara? ?Hadi baba koş. Otobüsümüz kaçıyor, koş.?


Yazar: misafir




Benzer hikayeler

yıl 2002 yer izmir... plajda Portakal Özürlü Çocukları dunyanin bir kosesinde bir
Adı Yasemin. Kendini hep Seninle tanıdıgım aşk, herşeyiyle Aşk seni çağırdığında
dışarda yağmur yağıyor aşk bazen Günün birinde
Yıllar önceydi Bir kadın ağlıyordu simsiyah bir gün yan sınıfta bulunan
Neden yaptın bunu neden 2001 yazının 20 temmuzuydu ve seni tanımaya başladım?
Soğuk bir kış günü yağmur ben yorgun akşamlarda aşk bumuydu bilmiyorum
bu benim hayatım Bir yürek kaç kere parçalanır rahatsız ettiysem kusura bakma
ateş bir gün görmüş suyu unutmadım unutamadım unutmicam bir deniz gözlüye aşık olmuştum
bir arkadasımla sohbet Subat ayıydı Başkaydı senle herşey tanımak
benim sevdiğim bi kız adı mehtap selam bizimmekan ben uzun zamandir internete
özlem tekin kütahya ilk aşkım aşk mı bu
14 sene oldu herşeyim o selam arkadaslar ben tamer yagmuru
aşk yaşamakmış aşkım seni seviyorum umudun açıldığı küçük bir seslenişsin sen
bende sevdim yüreğimdeki aşkı nasılda görememişim hayatımın hatası
umutluydum herseyimdi harcandık sevgilim
YALANCIYIM erkegim seni seviyorumm ölümüne sevdim
bize ne oldu Hayatımı bir anda bitirdi herşey yalan gerçek olan sensin
gelecek nasılsa HALA Bi GuN BELKi DiYORUM kendimi sevmediğim kadar sevdim
7 ay sonra ilk aşkım nerdesin nerde herşey sahte