kırık bir ayna

KIRIK BİR AYNA Sabah gözümü açtığım da gördüğüm manzara beni çok şaşırtmıştı. Değer verdiğim her şeyi sanki bir çırpıda kaybedivermiştim. Annemi, Babamı ve tüm sevdiklerimi... Etrafım da kimsecikler kalmamıştı. Ne olduğunu anlamak için hemen kendimi sokağa attım. Ama burada da durum farklı değildi. Sanki mahallemize bir matem havası sızıvermişti. Evlerin çoğu yıkılmış bir kısmı da taş atsan neredeyse yıkılacak kadar eskimişti. Mahallemizin neşe kaynağı olan ve sürekli odasının penceresinden bakıp yoldan gelip geçenlerle sohbet eden Fatma teyze de bu karanlığın içine gömülüvermişti. Onun evininde tüm camları dökülmüş, kapısından evinin çatısına kadar her tarafı saran sarmaşıkları da sanki bu yok oluşa şahit oldukları için gözyaşlarını tutamayıp kuruyup gitmişti. Bu olanlara bir anlam verebilmek için biraz daha ilerledikten sonra mahallede çocuklarla top oynadığımız çorak araziye doğru yürümeye koyuldum. Oraya yaklaştıkça her şeyin yavaş yavaş değiştiğini görüyordum ve içimden bu nasıl olur diye düşünmeye başladım. Attığım her adım sanki beni başka bir dünyaya götürüyordu. Eski ahşap evler yerini soğuk beton duvarlara bırakmış, mahallemize ayrı bir güzellik katan çam ağaçları da sanki kötü niyetli ve sihirli bir el tarafından, birbirine demir halatlarla bağlanmış uzun beton direklere dönüştürülmüştü. Gördüğüm bu manzara beni her geçen dakika dehşete düşürmekteydi? Yürümeye devam ettim? Birkaç dakika sonra bizim çorak sahaya vardım ama artık oda yerinde değildi. Kötü niyetli o sihirli el buraya kadar da uzanmıştı. Karşımda devasa boyutta neredeyse bizim ahşap evlerden yirmi kat daha büyük bir bina vardı tam da bizim top oynadığımız sahanın orta yerine dikmişlerdi. Kafam git gide daha da karışıyordu.. Bütün bunlar olurken ben neredeydim, ne yapıyordum nasıl olurda farkına varamazdım? Sanki hiç uyanmadan kırk yıl boyunca uyumuş gibi hissediyordum kendimi. Böyle bir şey ancak bu süre zarfında gerçekleşebilirdi. Etrafıma bakıp tanış yüzler aramaya başladım, bütün bunların ne anlama geldiğini öğrenebilmek için? Biraz ilerim de elinde bastonuyla bir bank?ın üzerin de oturan yaşlı bir teyzenin olduğunu fark ettim hemen onun yanına doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım, koşmak istedim ama yapamadım nedense dizlerim buna müsaade etmiyordu. Ona yaklaştığım da hafifçe omzuna dokunup? Pardon teyze bir şey sorabilirmiyim dedim. Yavaşça bana döndü ve sor bakalım oğlum dedi. Yüzünü bana döndüğün de onun tanıdık bir yüz olduğunun farkına vardım ama tam olarak kim olduğunu çıkaramadım? Ona burada neler oluğunu sordum. Nasıl yani dedi. Sabah kalktığım da her şeyin değiştiğini gördüm etrafımda beni tanıyan kimse yoktu. Annem, babam ve tüm sevdiklerim nerdeler şimdi bilmiyorum sokağımızda da benden başka kimsecikler yoktu sürekli odasının penceresinden bakıp sokaktan geçenlerle sohbet eden Fatma teyze bile yoktu. Yaşlı kadın başını kaldırıp benim yüzüme sanki beni daha önceden tanırmışçasına baktı ve bana evlat ben Fatma teyzenim dedi. Seni çok iyi anlıyorum ama gerçekler insana hep acı verir. Bundan kaçmak istesen de eninde sonunda gerçeklerle yüz yüze geleceksin bu sadece senin değil hepimizin gerçeği? Ama ben bunun gerçek olacağına inanmak istemiyordum. Teyze!? Ama nasıl olur benim tanıdığım Fatma Teyze daha gençti, onu bastonla gezerken ben hiç görmedim, yüzünde dahi kırışıklıklar yoktu bir gülüşü vardı yüzün de gamzeler açtıran ama şimdi bakıyorum ki bunların hiçbirinden eser kalmamış, bu nasıl olur edim. Ve bana cebinden kırık bir ayna çıkararak evlat hadi bir de kendi yüzüne bak dedi. Aynayı elime aldım ve yüzüme çevirdim. Gördüğüm manzara karşısında donakalmıştım. Gençliğim su gibi akıp gitmişti, benim hiç haberim olmadan. Sanki gençliğimi hiç yaşamamıştım. Evlat, şimdi bana inandın mı? Bizler sahip olduğumuz güzelliklerin kıymetini ancak onları kaybettikten sonra anlıyoruz. Onlara sahipken iyi bir şekilde değerlendiremiyoruz. Çünkü hep onların bizimle kalacağına inanıyoruz. Nasıl ki hastalandığımız zaman sağlığımızın kıymetini anlıyorsak, Yaşlandığımızda da kaybettiğimiz gençliğimizin değerini anlıyoruz. ?Şimdi her şeyi daha iyi anlıyorum teyze.Beni bu yanılgıya sürükleyen dün gece uyurken gördüğüm rüyaydı.Rüyamda daha çok gençtim çorak sahada çocuklarla top oynamaya gidiyordum.Her şey oka dar güzeldi ki insan onu kaybetmekten çok korkuyordum.Annem, babam,ve diğer sevdiğim kişiler hep bir aradaydık.Bizim mahallenin neşesi sanki tüm İstanbul?u kaplıyordu.bunların hepsi benim çocukluğumdan kalan anılarımdı.Dün gece onlara tekrar sahip olduğumu görünce bir daha da kaybetmek istemedim Yani gerçek yaşamda kaybettiklerimi rüyam bana geri vermişti.İnsanın onlara rüyasında bile olsa tekrar sahip olması ne güzel şey dimi Fatma teyze.Haklısın evlat.


Yazar: misafir




Benzer hikayeler

karanlıkta bi kaybolup bi gelen arkadaslarım ilginç yaratık aman tanrım
git artık imdat esrarengiz doğum günü
ruhlar gerçek mi korktum çok korkunç
kefen kedinin hareketleri GERiLiMLi DAKiKALAR
Allah ım yardım et turne gezgin
benim korku dolu hikayem ruh RuYADA KORKU
Ruh çağırma abimin odasında köy evi
d@bbe okul ruh çağırılmaz
kuzenlerimle oturuyoduk gerçek prens KARANLIK SOKAK...
arkadaslarla ruh partysi korku kabuslu evdeki gecemiz
cinin intikami biz ve onlar okuldaki 388@0
inanamayacaksiniz cinin kovalaması kırmızı izler
korkunç gardolap keşke ne yanıyo nede sönüyo
6 Haziran 2006 kırmızı el ve sandık cin çağırırken seansı bölmeyin
MUSKA pazar akşamı saat 00:00 bölüm 1 Okulda yaşanan
garip dede hayalet dabbe
fotoğraf pazar akşamı saat 00:00 bölüm 2 çok kötü
beni iyi dinleyin baba ve oğul korkunun alası
peşimde cin var aşkın sonu diKKat