| "Heer yerde kar vaaarr.. kalbim senin bu gecee.." Radyoda bu eski parça çalarken, külüstür otomobili süren kasketli yaşlı adam özlem dolu gözlerle yanında oturan karısına baktı. "hatırlıyor musun bu şarkıyı hanım?." Aynı şekilde hislenmiş olan kadın, buna rağmen kendinden ödün vermedi. Sadece başını peceredn çevirip, "hımm" demekle yetindi. Yolda kavga etmişlerdi. Yaşlı adam, bu havada gecenin karanlığında yola çıkılmaz diyordu. Ama kadın, başka bir şehirde oturan kızına kavuşmak için sabırsızlanıyordu. Adam, tatminkar bir cevap alamayınca tekrar yola döndü. Ama arada bir kaçamak bakışlarla karısına bakmayı sürdürüyordu. Tartıştıkları konuda kendinin haklı çıkacağını bilemezdi..
Yolun ortalarına geliyorlardı. Kar, sebepsiz yere çok daha hızlanmıştı şimdi. Pinpon topu büyüklüğündeki kar taneleri, arabayı her yönden dövüyordu. Birdenbire büyük bir gıcırtı, arkasından tangırtı sesi geldi ve araba duruverdi. Adam, araçtan aşağı indi. görünürde hiçbir sorun yok gibi görünüyordu. Ama çok da emin değildi.. "Ne oldu bey" diye seslendi kadın. "Bilmiyorum hanım, göremiyorum doğru düzgün.." "Hay allah, kaldık mı şimdi burda" derken, karşıdan bir ışık parladı. Adam ışığın olduğu yere baktığında donup kaldı. Kadın da ışığın kaynağına baktıktan sonra aynı tepkiyi verdi. Işık sürekli onlara doğru yaklaşıyordu. Artık arabaya çok yaklaştığında kadın dehşetle çığlık attı. Adam ise, kollarını yüzüne siper ederek selevat getirmekle yetindi. Birkaç dakika sonra her yer karanlığa büründü. Kadının çığlık, adamın dua sesleri ebediyen kesildi.. Artık otomobil de ortada yoktu.. |