ölüler ülkesi 5

ÖLÜLER ÜLKESİ I 5 - Sıçtık oğlum! herif bizi dinliyormuş lan! Kaçmak üzereyken, Mustafa çocuğun koluna yapıştı: - Yok öyle kaçmak! Devlet babaya anlat bakalım şu ?Ölüler Ülkes?i neymiş? Kim sokuyor kafanıza böyle şeyleri? Orası mezarlık gibi bir yer? Çocuk Mustafa?nın elindne kurtulamayacağını anlayınca: - Abi kurban olayım, bırak kolumu, biz öylesine geyik yapıyorduk, bir yere gideceğimiz yok? Mustafa bir anda sertleşerek: - Kes lan! Otur bakalım şuraya! Anlatın bakalım nereye gidiyorsunuz? Ne yapacaksınız orada? Kim var orada? Bütün sertliğine rağmen, çocuklar Mustafa?nın gerçekte bir şey bilmediğini anlamakta gecikmediler. - Abi sen daha iyi bilirsin, ne de olsa devlet adamısın? Sorularındaki gizleyemediği heyecanın farkına varmasına, kendini ele verdiğini hissetmesine rağmen Mustafa , rolünü sürdürdü: - Elbette ben daha iyi bilirim ama bakalım sizin beyninizi nasıl yıkamışlar? Çocuklar birbirlerine bakıp gülümsediler. Adam gerçekten polis olsaydı şimdiye kadar çoktan soluğu ekip arabasında alacaklarını bildiklerinden konuşmakta sakınca görmediler. - Yani abi şimdi? Biz ne diyelim? - Ne biliyorsanız onu! Bir kaç saniye süren sessizlikten sonra daha cesur olanı konuşmağa başladı: - Abi biz de fazla bir şey bilmiyoz aslında? - Eee? ÖLÜLER ÜLKESİ I 6 -Yanisi şu? Dendiğine göre orada hoparlörler, uyarıcılar falan yokmuş. Periyodik dezenfeksiyon falan yokmuş, iş programları, beslenme programları, tatil programları yokmuş. -Nasıl yani? Hiç mi program yokmuş? -Iı! Hiç yokmuş! - Olmaz canım, olamaz? Bir kere dezenfeksiyon programı olmazsa insan ölür? Devlet boşuna mı yapıyor o kadar dezenfeksiyonu? Hep bizim iyiliğimiz için? - Dendiğine göre orada bizim iyiliğimizi düşünen biri de yokmuş? - Ne ! Olamaz! Devlet de mi yok!? Peki güvenliği kim sağlıyor? Yatma saatlerini kim düzenliyor? Sokakları kim gözetliyor? Uykumuzu kim denetliyor.. Eğer evimde merkezi emniyet müdürlüğü kamerası olmasa beni hırsızlara karşı kim korur? - Abi o kadarını bilmiyorum artık ama okul varsa da buradaki gibi değilmiş valla ben sırf okuldan sıkıldığımdan gidicem! - Saçmalamayın çocuklar! Okul çok önemli! Bakın burada her şeyi öğreniyorsunuz? Nasıl karşıdan karşıya geçilir, bayramlarda hangi marşlar söylenir? Her şeyi! - Abi be! Sen tozutmuşsun ya! Bu milletin topu tozutmuş şerefsisizm! Sıkıldım ben! Gidiyom ben! Genç yerinden kalktı. O anda her şey yine birden bire yavaşladı. Mustafa gence doğru uzandı. Kolunu kaldırmakta bile zorlanıyordu. Yine de onu tutmak zorunda olduğunu ?biliyordu?. Sanki içinden o çocuğa ?inanıyordu? ve kendisini bırakmamasını istiyordu. Tehlikeli bir merakla öldürücü bir sevinci tutar gibi tutuyordu çocuğun kolunu. Sanki o çocuk, kolundan tutan adamı gerçeken başka bir yere ?kaçırabilecekmiş? gibi. İşte o anda? Beyninin içinde binlerce görüntü birbiri ardınc geçti. Bayramlarda bayrak taşıması, jimnastik ekibi olarak marşları hınçla okumaları.. Hayatının bütün aşamaları kare kare birbirinin üstünden geçti? hepsi önceden belirlenmiş yerlerine ışık hızıyla yerleşti. Her şey dondu. ÖLÜLER ÜLKESİ I 7 Biri onu tutup yukarı doğru çekiyordu, vücudu hafiflemişti? Hayatının resim karelerinin oluşturduğu o geniş alana tepeden bakıyordu şimdi. Bu.. Tanıdık bir resim gibiydi. Tanıdık birinin resmi gibiydi. Gözlerinde boş bakışlar, derin bir ifade yokluğu? Başka bir büyük resmin diğerlerinden fakı olmayan karesi gibi? Bu?. Kendisinin resmiydi! Bu ifadesiz bakışlar onundu.. Yukarı çekilmeye devam etti. Ozaman daha büyük bir şaşkınlık yaşadı. Çünkü şimdi kendi büyük resmi bile küçülüyor ve yanı başında başka ifadesiz yüzler belirmeye başlıyordu. Ve ifadesiz yüzlerin birer küçük kare halinde içinde eridiği daha büyük bir resim belirmeye başlıyordu?. Mustafa yüzlerdeki o hep aynı ifadesizlikten dehşete düşmüş bir halde haykırmağa başladı. Önce çığlığı , içine çekildiği o karanlık uzayda boğulur gibi oldu fakat bir müddet sonra kendi sesini , başka seslerle beraber işitmeye başladı. - Tamam! Geldi! Kurtardık! Mustafa gözlerini dehşetle açtığında odanın aydınlığından kör olacağını sandı. - Aferin! Güçlü adammışsın Mustafa! Senin kadar ilaç ve USS ile yüklü başkası olsa beyni çatlardı. Eh temizlemek biraz zamanımızı aldı tabii. Amma inatçıymışsın? O her şeyin yavaşladığı anlar var ya? Sesi zayıf çıkıyordu ve bir cevap verebilmesine şaşmıştı: - Evet? - O anlarda ha çıktın ha çıkacaksın diye bekliyorduk? O kadar mı seviyordun Ankara?yı? - Ankarayı mı? Sevmek mi? Neredeyiz ki? - Aslında haklısın, Ankara?dasın ama değilsin? Mustafa bu cevaptan hiçbir şey anlamadı: - Lütfen? Bana doğruyu söyleyin? Ben neredeyim? Mavi önlüklü, gözlüklü doktor, terli alnını sildi ve gülümseyerek: -Evet? Demek nerede olduğunu merak ediyorsun? O zaman söyleyeyim? ?Ölüler Ülkesi?ne? hoş geldin


Yazar: misafir




Benzer hikayeler

bütün gerçekler arkadaslar hani derler ya bir zavallı daha
GÖLGESIYLE YARIsAN TAY Deve Kervani ZIP ZIP KANGURU
keloglan zenginler ülkesinde SAZ cALAN KAZIM Haluk odaları kontrol etmeye
şişman adam kış akşamı uzay
ölüler ülkesi 1 ölüler ülkesi 3 ölüler ülkesi 5
insan tarafından kemal kıvanç aköz tarafından Agartalilar
Eşkenar Üçgen Uzayda Zamanı geri alabilseydim genç kızın hayatında ilk
inceden inceye bir yağmur Sadece sevgi istiyordum Henüz 17 yaşındayım ama
yıl 2002 yer izmir... plajda Portakal Özürlü Çocukları dunyanin bir kosesinde bir
Adı Yasemin. Kendini hep Seninle tanıdıgım aşk, herşeyiyle Aşk seni çağırdığında
dışarda yağmur yağıyor aşk bazen Günün birinde
Yıllar önceydi Bir kadın ağlıyordu simsiyah bir gün yan sınıfta bulunan
Neden yaptın bunu neden 2001 yazının 20 temmuzuydu ve seni tanımaya başladım?
Soğuk bir kış günü yağmur ben yorgun akşamlarda aşk bumuydu bilmiyorum
bu benim hayatım Bir yürek kaç kere parçalanır rahatsız ettiysem kusura bakma
ateş bir gün görmüş suyu unutmadım unutamadım unutmicam bir deniz gözlüye aşık olmuştum
bir arkadasımla sohbet Subat ayıydı Başkaydı senle herşey tanımak
benim sevdiğim bi kız adı mehtap selam bizimmekan ben uzun zamandir internete
özlem tekin kütahya ilk aşkım aşk mı bu